Okuduğum Kitaplar

Okuduğum kitaplar hakkındaki görüşlerim ve alıntılar:

DİKTATÖRLÜĞÜN PSİKOLOJİSİ / FATHALI M. MOGHADDAM

Defterden Notlar 3

Siyaset hakkında biraz düşünmek isteyen birisinin okuması gerekn bir kitap. Demokrasi ile yönetilen bir ülkenin birden nasıl diktatörlüğe geçebileceğini anlatan bir kitap. Ayrıca yazar İran'lı olduğu için İran'daki Ruhullah Humeyni'nin devrimine yakından tanıklık etmenizi sağlıyor.

’Diktatörler, seçim kazanarak seçilmediler, kendi önceliklerini toplumun çoğunluğunun çıkarlarıyla uyuşmadığı için diktatördürler.

Toplumun çıkarlarını kendi çıkarları önüne koyan bir lider ancak o ülkedeki tüm parayı kendi hasabına aktarma peşindedir. Bunun tam tersini yapan liderler yani toplumun çıkarlarını kendi çıkarlarının önüne koyan liderler ise o ülkede büyük değişiklikler başarmışlardır. Tabi kendileri ''tipik evhamlı deli''ye dönüşmülerdir.

Birey, halihazırda yapılandırılmış olan ve belirli yollarla yönetilen bir dünyanın ‘’içine atılır’’. Yeni doğmuş bebek, önceden var olan fiziksel ve kültürel bir sosyal sistem tarafından vakit kaybetmeksizin kuşatılmaktadır; söz konusu sistem yeni gelenin yaşamını belirli yönlerde şekillendirir ve bebeğe önceden kararlaştırılmış ‘’taraflı’’ yönler verir. Bebeğin içine doğduğu, doğal olmaktan uzak olan bu ortam, önceden kararlaştırılmış yani taraflı bir biçimde ve yine taraflı hedeflere yönlendirmek üzere bir sosyal yapı yaratır. Bu ortam, politik, sosyal, ekonomik, psikolojik ve hatta mimari özellikler dahil olmak üzere hemen her yönden tasarlanmıştır. Bebek; psikolojik olarak belirli tipte vatandaşlar oluşturmayı amaçlayan, önceden programlanmış bir dünyaya gelir.

Hepimiz dünyadaki her bir kişi bu şekilde meydana geldi. Bazılarımız bir süre sonra bu kuralların dışına çıkabildi bazılarımız çıkamadı..

Nedenlere dayanarak yorumlanan geleneksel deneylerin çoğunlukla toplumdaki değişkenliğin % 100 den çok daha azını hesaba kattığını düşünürsek, normatif açıklamaların öngörme gücü çok yüksektir. Günlük yaşamda sıradan insanlar tarafından geliştirilen normatif açıklamalar da bu kapsamdadır; aksi halde sosyal yaşamları tamamen kaotik olurdu. İnsanlar günlük yaşamda diğer insanların davranışları hakkında sürekli tahminler yaparlar ve çoğu zaman bu öngörülerin doğruluğu kanıtlanmıştır. Çünkü çoğu zaman çoğu insan genelde doğru davranır; yasal normatif düzene göre doğru olanı yaparlar. Elbette davranış çoğunlukla rutindir ve alışagelmiştir; öyle ki insanlar düşünme ve eyleme ilişkin klişeleşmiş yolları izlerken ne yaptıklarının bilincinde olmaya ihtiyaç duymazlar.

Hiç birimiz her zaman bilinçli olarak hareket etmiyoruz. Nasıl yaşamamız gerektiğine daha önceden karar verilmiş ve biz bunların dışına çıkmıyoruz belki de çıkamıyoruz ya da çıkmak istemiyoruz. Alışkanlıklarımız bizi öngörülebilir canlılar haline getiriyor. Tıpkı hayvanlar gibi..

Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, bilgisizlik kuvvettir...

Bir çok kitapta bir çok yerde bu söze rastlayabilirsiniz. Anlatmak istedikleri vardır çünkü bu sözün. Bana göre bu sözü en iyi George Orwell 1984 isimli kitabında açıklamıştır.

AMATÖRLER / MARCUS SAKEY

İşin gerçeği ilk başlarda okurken biraz sıkılabilirsiniz. Ancak konu başladıktan sonra sonunu merak edeceksiniz. Özellikle kitabın anlatmak istediği konu güzel. İnsan olmak mı para mı?

’Hepimiz kendi ışık çemberimizde yaşıyoruz. Görebildiğimiz kadar uzağı görüyor ve her şeyin bundan ibaret olduğunu sanıyoruz.

Herkese göre kendi doğruları geçerli. Hepimiz başkalarının hayatlarını nasıl yaşamaları gerektiğini biliyoruz. Hepimize göre bizim doğrularımız dünyadaki tek gerçek doğrular. Daha fazlasını göremiyoruz...

’Evrenin oyunu maksimize etmek üzerine kurulduğunu söyleyebiliriz. En iyi oyunlar, her şeyin belli bir sonuca doğru sorunsuz ve istikrarlı bir şekilde ilerlediği değil, sonucun her zaman şüpheli olduğu oyunlardır...

Sürprizleri kim sevmez ki...Şeytanlar bile sürprizleri sever.

DECCAL / FRIEDRICH NIETZCHE

Nıetzche'nin Hrityanlığı eleştirdiği kitabı. Elbetteki çoğu kişi okumayı gereksiz görecektir. Ancak hristyanlık ile insanlığı da eleştiriyor. Sırf o yüzden bile okunmayaeğer bir kitap.

Yaşamımızın gerektirmediği bir şey ona zarar verir.

Aslında çok doğru. Yaşamımızda artık o kadar fazlalık var ki ve biz bu fazlalıkların kölesi olmuş durumundayız. Aslında bu zarar vermiyor bizi yok ediyor. Basit yaşayamıyoruz ve basit yaşayamadığımız gibi başkalarının var olmasına izin de vermiyoruz.

’Ahlak, bu küçük adamlar tarafından haczedilmiştir. Ahlakın ne demek olduğunu onlar bilir! İnsanlık en iyi ahlakla güdülür!...

Birileri size iyinin ya da kötünün ne demek olduğunu söyleyemez. İnsan kendi vicdanı ile iyiye ve kötüye karar vermelidir.

’İnançlı kişi, neyin ‘’doğru’’ neyin ‘’yanlış’’ olduğu sorusu karşısında bir vicdana sahip olmakta hiçbir şekilde özgür değildir; bu noktada dürüst olsaydı bu onun hemen yıkılışı olurdu.

AKLINDAN BİR SAYI TUT / JOHN VERDON

John Verdon'un kendine has bir üslubu var. İlk okumaya başladığımda sevmeyeceğimi düşünmüştüm ama kitaplarını topladığım yazarlar arasına girdi. O yüzden kesinlikle okunmaya değer her zaman insanı şaşırtmanın bir yolunu buluyor.

Kaç parlak melek dans edebilir,

Bir iğne üzerinde,

Kaç umut boğulabilir,

Bir cin şişesinin içinde,

Düşündün mü hiç,

Bir silahtı bardağın gerçekte,

Ve bir gün düşündüğünde,

Tanrım, ben ne yaptım?

Kitaptaki şiirlerin bir anlamı olması çok eğlenceli ve özellikle bu şiirlerin gittikçe anlamını bulması ve insanı düşündürtmesi bir bulmaca çözüyormuş gibi eğlendiriyor insanı.

Hayatlarımızdaki en büyük acı, kabul etmediğimiz hatalarımızdan gelendir- bizim asıl kimliğimizle uyuşmayan hatalardır. Bize öyle zıtlardır ki, onlara bakmaya katlanamayız. Bir vücutta iki insan oluruz, birbirine katlanamayan iki insan. Yalancı ve yalancılardan nefret eden. Hırsız ve hırsızlardan nefret eden. Bu savaşın verdiği acıya benzer başka bir acı yoktur. Bu acı, bilinç seviyemizin üzerine çıkar. Ondan kaçarız ama bizimle koşar. Nereye kaçarsak kaçalım, savaşı beraberimizde götürürüz.

Keşke dünya kendimizden kaçabileceğimiz kadar büyük olsaydı.

Bir teoride görünen çatlağı görmezden gelmek, aşırı duygusallıkla yaklaşmanın göstergesidir.

İnsan bir konuya aşırı duygusallık ile yaklaştığında artık onu teori olarak göremiyor zaten.


1|1
3|0

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 3

  • Güzel kitaplar seçmişsin :)

    0|0
    0|0
  • Güzel bir bence olmuş. Emin değilim ama içimden bir ses, Emma Goldman'ı da sevebileceğini söylüyor. Bir bak istersen.

    0|0
    0|0
  • "Aklından Bir Sayı Tut" ve "Amatörler" kısa zamanda okumaya calışıcam bunları... Emeğine sağlık, kitap özetleri olmuş güzelce 😊

    0|0
    0|0

Erkekler Ne Diyor 0

Kendi cinsiyetinde ilk görüşü sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!

Yükleniyor...