Türk Müziği - Batı Müziği, Tek Seslilik - Çok Seslilik Meselesi

Arkadaşlar hepinize merhaba. Bu bencemde yine hakkında yanlış şeyler bilinen ve yanlış fikirler üretilip yargılanan bir meseleyi açıklamak istiyorum.

Hepimiz müzikle iç içeyiz. İlkokul sıralarından beri bu sanatı bir şekilde tanımaya, öğrenmeye çalışıyoruz. İşte bu süreçte en çok karşımıza çıkan şeylerden biri de müzikte tek seslilik ve çok seslilik hususudur. Bu kavramları duymayanımız yoktur. Yıllarca okullarda öğrencilere, bizlere okutturulan kitaplara göre tek sesli müzik, adı üstünde tek sesli, ilkel(!), çağdışı(!), alaturka müziktir. Yani bizim kendi müziğimizdir.

Çok sesli müzik ise, etiketindeki gibi çok sesli, gelişmiş(!), çağdaş(!), evrensel(!) klâsik müziktir. Sahi, nedir bu klâsik müzik? Ne zaman bir klâsik müzik muhabbeti geçse “Siz klâsik müzik sever misiniz?” diye burjuvavari bir edayla soranlar vardır ki, onları “Hangi klâsik müziği kastediyorsunuz? Bizimkini mi, batınınkini mi yoksa Hindularınkini mi?” diye soruyla cevaplayarak şaşkına çevirdiğimi keyifle hatırlarım. “Iıı, şey, tabi ki batının klâsik müziği.” diye cevaplamak zorunda kalan bu yarı cahillerin aklına bizim de bir klâsik müziğimiz olduğu hiç gelmez nedense. Hatta Batı müziğini çok iyi bildiklerini zanneden bu arkadaşlarımız muhtemelen Klâsik Türk Mûsıkîsi ve Klâsik Batı Müziği kavramlarında ortak bulunan “klâsik” kelimesinin farklı anlamlar taşıdığını da bilmiyorlardır da neyse burayı daha fazla uzatmayacağım.

Türk Müziği – Batı Müziği, Tek Seslilik-Çok Seslilik Meselesi

Gelelim tek seslilik ve çok seslilik meselesine. Peki tek seslilik nedir, çok seslilik nedir? Çağdaş ya da çağ gerisi olmayla bir alakası var mıdır? Şimdi çözümleyeceğiz.

Arkadaşlar, doğada hiçbir müzik sesi tek başına değildir. Yani bu sesler, bizim armonik ya da doğuşkan dediğimiz ana sesin önce 8’lisi –yani oktavı- ,sonra 12’lisi (5’lisi), 15’lisi (4’lüsü), 17’lisi (büyük 3’lüsü) vs. düzeninde zincirleme bir şekilde ve sürekli hafifleyerek giden yan seslerle birlikte duyulur. Buradan çıkaracağımız sonuç şudur: Birden fazla sesin aynı anda duyulması, yani armon, sesin doğasında vardır. Tamam burayı anladık da, o zaman armoni, kontrpuan, füg gibi polifonik sanatın temelini oluşturan bilim ve teknikler (belki biraz yabancı gelebilir bu terimler size fakat müzikle uğraşan, özellikle gitarist arkadaşlar oldukça hakimdir bu tekniklere) ne olacak? Hemen açıklayalım.

Birlikte iş görme alışkanlık, verim ve sürekliliğini müzik eşliğinde, aslında bildiğimiz heyamola ile artırmayı amaçlayan kilise, insan seslerini önce kadın ve erkek olmak üzere ikiye, onları da kendi aralarında üçe ayırmıştır. Böylece herkesin ses imkanlarına göre rahatça söyleyebileceği ezgileri farklı tonlarda notalarla göstermiş, böylece aynı ezgiyle eşliğin birden fazla müzik dizeği üzerine yazılıp söylendiği bir form ortaya çıkmıştır. Bu oluşumun devamında; insan sesindeki tabii farklılık sazların yapısında da olduğu için bunların da malzeme, ses hacmi ve teknik imkanlarına göre organize edilmesiyle aynı zaman diliminde farklı ezgilerin icra edildiği bir çalgı tekniği oluşturulmuştur. Zamanla sesler, çalgılar ve imkanlar çoğalmış, dizi ve aralıklar sadeleştirilmiş ve ortaya kendi ilkeleri ve imkanları dahilinde heybetli bir müzik abidesi kazandırılmıştır.

İşte kendi içinde heybetli kabul edilen bu sanat kendi insanlarını dahi tatmin edememiş ve doyum noktasına ulaşamamanın verdiği tedirginlikle arayışlar başlamış, atonal, çeyrek sesli, dodekafonik, elektronik vb. adlarla yeni türler üretilmiştir.

Biz ise; Batı oktavının 12 sesine karşılık 43 perdemiz, onların 4 minör ve 1 majör diziden oluşan 5 temel dizi kalıbına karşılık günümüze ulaşanlardan bildiğimiz kadarıyla 587 makamımız, yine onların 2 ve 3 zamanlı iki temel ritmine karşılık 2 zamanlı Nim Sofyan usulünden 124 zamanlı Cihar usulüne kadar 80 farklı usûlümüzle, tek sesli olmak şöyle dursun, bin renkli sesler ve ritimler ummanında yaşamayı yeğlemişiz. Yaptığım bu kısa açıklama bile “Türk müziği tek seslidir, onun için ilkeldir; Batı müziği çift seslidir, bunun için gelişmiştir.” sözlerinin ne kadar zavallı, ne kadar cahilce olduğunu kanıtlamaya yeter sanırım.

Kutbü'n Nâyî (Döneminin en iyi neyzeni, kutbu) Niyaz SAYIN hocamız.

10 yıldır ney üfleyen, 4 yıldır ciddi manada müziğin içinde olup çeşitli projelere katkıda bulunan, Türk mûsıkîsi nazariyatını iyi öğrenebilmek için üstadlarla meşk eden, ustalara çırak olan, her zaman mûsıkîmizin güzide eserlerini gerek tek başına, gerekse toplulukla beraber icra etmekten onur duyan ama Batı müziğinde de özellikle klâsik dönemde sanat dünyasına çok kaliteli eserler kazandırmış bestekârların bestelerini de icra etmekten çekinmeyen birisi olarak fikirlerimi yazıp, bilgilerimi sizlerle paylaştım. Amacım; muallakta kalan ve zihinlerde soru işaretleri bırakan konuları açıklamak, ayrıca başta akranlarım olmak üzere millet olarak kötülediğimiz, hor gördüğümüz, hep arka plana ittiğimiz o dedelerimizden bize yadigar olan, emanet olan öz mûsıkîmizin aslında ne denli büyük, zengin ve ihtişamlı olduğunu sizlere aktarmaktı. Bilmenizi isterim ki aslında tüm dünyanın imrendiği, başta Batı (Bizans) müziği olmak üzere diğer müzik ve ekollere kaynaklık etmiş bir mûsıkîye sahibiz. Türk kültür ve medeniyetinin bel kemiği konumundaki bu değerimize sahip çıkmak, onu öğrenmeye ve ilerletmeye çalışmak bizim görevimizdir diye düşünüyorum.

Umarım anlatmak istediklerimi sizlere başarıyla iletebilmişimdir. Faydalı olması dileğiyle… Teşekkürler.


0|0
4|2

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 4

  • Benim aklımda olan bir bence yazmışsınız cok güzel olmuş.
    Sanatı ve müziği anlatmak gerekir.
    emeğe sağlık böyle benceler görünce mutlu oluyorum. :)

    0|0
    1|0
    • Teşekkür ederim ilginiz ve yorumunuz için :) Yıllardır insanlara bazı şeyleri kabullendirmeyi geçin, anlatamıyoruz bile. Sürekli bunun sıkıntısını yaşıyorum içimde. Bir türlü kendi kültürümüzü, müziğimizi layığıyla anlatamıyoruz. Ne yalan söyleyeyim, içten içe üzüyor beni bu durum. 2013'ün başlarından beri bu sitedeyim. Bunu yazmak bugüne nasipmiş. Hayırlı olsun :) Tekrar çok teşekkürler..

    • Hepsini Göster
    • evet umarım bende yazmak isterim böyle bır yazı teşekkürler inşallah. :)

    • Kolay gelsin.. ;)

  • Güzel paylaşım..

    0|0
    0|0
  • Sacma sapan bencelere bakalim bir de seninkine , beni lise yillarima götürdün tesekkur ederim :)

    0|0
    0|0
    • Teşekkür ederim sağolasınız :) Lisede bunları öğretiyorlar mıydı ki? :)

    • :)) ayrıntı olarak anlatmislardir tabikide ama muzik dersinde hep sözlü olurduk bunlari hep ezberlemek zorunda kalirdik :))

    • Ilginç..:) Bizim müfredatımızda Türk müziği değil, Batı müziği vardır. Yani en azından benim okuduğum 4 yıllık süreçte öyleydi. Size bunları lisede öğrettilerse, çok güzel bir dönemde okumuşsunuz :) Ben bunları öğrenebilmek orta okulda konservatuar kitaplarıyla çalışıyordum. Tatillerde sürekli gezerdim. Bir o üstada bir bu üstada, bir şeyler öğrenebilir miyim diye. Nereden nereye :D

  • güzel olmuş bence de.

    0|0
    0|0

Erkekler Ne Diyor 2

  • Batı batı diye özeniyoruz ama yabancılar bizim müziğimizi duyunca mest oluyolar. Türk müziğinin aksak ölçülerini duyan yabancı müzisyenler hayran kalıyolar.

    0|0
    1|0
    • Çünkü onlarda ritim yok ki kardeşim doğru düzgün.. Gelsinler bir 10/8 lik curcuna usulüyle saz semaisi icra etsinler, daha iyi anlarlar her şeyi. Sizce başarılı bir yazı olmuş mu?

  • Vay be.. Harikasın üstad! Teşekkürler.

    0|0
    1|0
Yükleniyor...