Bittiğinde Yük Treni Gibi Çarpan Filmlerden: Dolls


Ne yazsam ne yazsam diye düşünürken birden bire gözlerimin önünde, zihnimin labirentlerindeki bir görüntünün yansıması beliriverdi...

Bittiğinde Yük Treni Gibi Çarpan Filmlerden: Dolls

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; bu film hakkında yazacağım bence, bazılarınız (ki, onlar kendilerini iyi biliyor...) abudik gubidik saçma aşk hikayeleri veya bilindik drama zırvaları içermiyor. Yani, xper kasmak için kuru gürültü hesabı birkaç kelimeden ibaret görüşleriniz olacak buna eminim... Lakin, sakın ola bu filmi o kıt ve sığ zihniyetiniz ile izlemeye kalkmayın! İnanın, bu film sizlik bir şey değil... Siz gidin küçük hayatlarınıza renk katan kanal dizilerini açın doya doya izleyin.

Evet...

Minik ikazımızı yaptıktan sonra bu akşam sizle paylaşacağım bencenin konusuna dönebiliriz. Hani bazı filmler olur, bilir misiniz? İzlersiniz, izlersiniz ve izlersiniz... İzledikçe kendi içinizde daha da derinleşirsiniz. O denli bir boşluk yaratır ki bu filmler, final sahnesinden itibaren bir garip olursunuz. Yani bir nevi yük treni çarpmışa dönersiniz.

Özetle, dağılır gidersiniz... İşte, Dolls öyle filmlerden biridir! Dolls ya da Türkçe meali ile "Bebekler" 2002 Japon sinemasının efsane ismi Takeshi Kitano'dan biz Dünya'lılara bir hediyedir.

Ama ne hediye!

Dramanın, aşkın ve romantizmin dibine vuran bir film. Kim pişirmiş kim yemiş hesabı senaryosunu ve yönetmenliği Takeshi Kitano'ya ait olurken filmin oyuncu kadrosu ise şu şekildedir:

  • Miho Kanno / Sawako
  • Hidetoshi Nishijima / Matsumoto
  • Tatsuya Mihashi / Hiro (Yakuza lideri)
  • Chieko Matsubara / Ryoko (Parktaki kadın)
  • Kyoko Fukada / Haruna Yamaguchi (Pop Star şarkıcı)
  • Tsutomu Takeshige / Nukui (Şarkıcının hayranı)

Peki, Dolls nasıl bir film?

Dolls, kendi içinde üç farklı aşk hikayesini anlatan, fazlasıyla ağır ve sağlam bir aşk ve drama filmidir. Türk sineması veya Amerikan yapımı aşk filmlerinde gördüğümüz öpüşmeler, sevişmeler, eksantrik drama olayları veya kötü adamlar yok! Sadece ama sadece en saf haliyle üç özel aşk hikayesini ihtiva ediyor Dolls...

Hana-Bi ve Zatoichi gibi çok sevdiğim filmleri ile beni benden alan usta yönetmen filmi öyle bir görsellik ve şiirsellik ile bezemiş ki, nereye ve hangi sahneye bakarsanız bakın hayran olmamak elde değil!

İlk hikayede ailesinin isteği doğrultusunda aşk yerine kariyeri seçen Matsumoto ve onun yıkık halde bıraktığı Sawako'nun insanı zıpkın yemiş orkinosa çeviren hikayesini izleyeceksiniz.

İkinci hikayede ise bir Yakuza lideri olan Hiro'nun geçmişinde yarım bıraktığı sevgilisi Ryoko ve parktaki bekleyişlerinin hikayesi var. Bir gün mutlaka gelecek diye, her cumartesi aynı parkta ve aynı bankta bekleyebilir misiniz?

Ve üçüncü hikayede ise ölesiye hayranı olduğu şarkıcı pop star Haruna'ya ulaşabilmek için karanlığa bile gömülmeyi isteyecek bir adam olan Nukui arz-ı endam ediyor.

Dolls, kendi içindeki karakterlerinin kendi hayatlarında kıyısından köşesinden göründüğü ve kesiştiği bir film. Yani, karakterler bir şekilde birbirlerini tanımadan bile olsa aynı yoldan yürüyor, aynı yerde bulunabiliyor. Bunun dışında her hikaye tanıtımı yapıldıktan sonra iç içe şekilde farklı aralıklar ile izleyiciye de sunuluyor.

Filmin daha açılış sahnesi bile başlı başına bir farkındalığın ibaresi aslında...

Bir Bunraku yani Japon Kukla Tiyatrosu'nun gösterisi ile perdelerini açan film acıklı bir aşk hikayesini usta bir anlatım ile sunmakta. Filmin bu kısmındaki oyunculuk ve seslendirme benim için sanatsal ve önemli iken, saçma yapımları izlemeye alışmış arkadaşlarımız için bir hayli sıkıcı ve komik olarak adlandırılabilir. Sıkıcı ve komik diyorum, çünkü bu filmi daha önce tavsiye ettiğim birkaç kişi aynı tepkiyi verdi. Ben tabi orada, eşek ve hoş laf ile ilgili o kalıplaşmış sözümüzü mırıldanıp geçtim.

Dolls'un içinde çok şey var. Hem de çok! Filmin asıl konusu olan aşk, dram, romantizm bir yana Japonların o muazzam saygınlıkları, hoş görüleri, kibarlıkları ve Sakura yani kiraz çiçeklerinin insanı kendine hipnotize eden güzelliği var. Tabii bir de sonbaharın eşsiz tonları...

Her karakterin kendine has bir derinliği ve hikayesi elbette var. Ancak, hiçbiri Sawako ve Matsumoto kadar insanı delip geçmiyor. En azından bu benim şahsi görüşüm. Ve iddia ediyorum, final sahnesinde eğer bir damla gözyaşı elmacık kemiklerinizden aşağıya doğru süzülmüyorsa siz "insan" olamazsınız! Mevzu bahis sahnede gözleriniz yaşarmıyor veya ağlamıyorsanız da kati suretle siz duygusuz soğuk bir mahluksunuz. Böyle diyorum, belki kızıyorsunuz ama filmi izlediğinizde hak vereceksiniz.

Umarım bencemi beğenmişsinizdir ve umarım filmi hala izleme şansını bulamamışsanız hemen izlersiniz. Yeni bir bencede buluşmak dileğiyle kendinize çok iyi bakın ve dikkat edin. İlaveten filmi izleyenler varsa lütfen izlenimlerinize dair yorumda bulunmayı unutmayın...

Sağlık ve esenlikle kalınız...


2|1
6|7
Mandarinia KizlarSoruyor'da Editör
Editör kimdir?

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 6

  • Ya sen kimsin nesin de "kıt, sığ beyinli" şeklinde atıflarda bulunuyorsun? Hayır yani çok zeki bir insan olduğunu varsayalım -ki hiç zannetmiyorum- öyle dahi olsan insanlara hakaret etmeye hakkın yok arkadaşım

    0|1
    0|0
    • Ayrıca önerdiğin filmler muazzam ve bu tür kitapları da okumanı ben sana tavsiye ediyorum bir 'sığ beyinli' olarak.

    • Hepsini Göster
    • Ayrı hikayeler ve ayrı kişilerin kitabın sonuna doğru kesiştiği kitap türleri. Eğer onun bir ismi varsa ben bilmiyorum. Olasılıksız bu soylediğim türe bir örnek.

    • Pekala, teşekkür ederim.

  • kesinlikle izleyeceğim bu filmi teşekkürler :)

    0|1
    0|0
  • denerim

    0|1
    0|0
  • Bir Uzakdoğu filmi.. kesinlikle izlemeliyim! Teşekkürler ^^^^

    0|1
    0|0
  • Merak uyandırıcı bir bence olmuş, ayrı ayrı anlatılan öykülerin bir yerlerde kesiştiği filmleri beğenen birisi olarak daha da meraklandim film konusunda.

    0|1
    0|0
  • İlk firsatta izleyecegim :) ellerinize saglik

    0|1
    0|0

Erkekler Ne Diyor 7

  • Listeye aldım. Teşekkürler

    0|1
    0|0
  • Kesinlikle tavsiyeni dikkate alarak izleyeceğim

    0|1
    0|0
  • Çoğunu izlemedim ama zevkine güveniyorum izliyecem

    0|1
    0|0
  • Güzel filmler listeme aldım :)

    0|1
    0|0
  • yararlı bence...

    0|0
    0|0
  • filmi seyretmeyi biraz önce bitirdim. matsumoto bu kadar seviyorsa neden sawakoya daha iyi bir ortam sunmak için olsun daha sağlıklı bir ortam sunmak için olsun kendini paralamıyor sizce? böyle yapmasındaki mantığı ne olabilir? bir de sawakonun ailesi neden hiçbirşey yapmıyor. Teşekkürler.

    0|1
    0|0
    • İzlemeniz beni sevindirdi çok teşekkür ederim. Sawako'nun ailesinin konuya dahil edilmemesi benim de dikkatimi çekmişti. Fazlasıyla arka planda kalmışlar hatta yok sayılmışlar. Bunun haricinde Matsumoto'nun, Sawako'ya daha iyi imkanlar sunması yerine o yolculuğa çıkması ve ortadan kaybolması bence kendini cezalandırmak gibi bir şey...
      Öte yandan geçmişlerine dair yaptıkları yolculuk ve o final sahnesinde Sawako'nun yerle bir olan hafızasındaki ışık beni çok duygulandırmıştı. Hatta dediğim gibi tren misali çarptı..

  • böyle filmler iğrenç oluyor

    0|0
    0|1
    • Yazdıklarımı tam olarak okuduğunuzu sanmıyorum. Zira okusaydınız, siz ve sizin gibilere yönelik ikazımı görecektiniz. Her neyse...

    • tamamını okumadım gerek görmedim kendimce lakin ben fikrimi beyan ettim sadece

    • Okumadığınızı zaten tahmin etmiştim. Sitede yüzlerce olan mantar misali üyelerden birisi de sizsiniz. Bu bariz artık...
      Fikrimi beyan ettim şapkası altından xper kasma keliniz de bir hayli görülmekte. Özetle, genç adam uyarımda bulunduğum gibi "eşek" ve "hoş laf" ile ünlü sözümüzü hatırlatır sizi yolcu ederim.

Yükleniyor...