Kapat

Roman yazacakların uzak durması gereken hatalar

Bütün bunlar iyi bir roman yazmanın ölçütleri değillerdir, sadece benim roman okurken rahatsız olduğum noktalardır. Zira bunlar iyi bir roman yazarı çabasında olan ama sadece iyi bir okuyucu olan benden yani bir okuyucudan yazarlara sunulan naçizane tavsiyelerdir.

Roman yazacakların uzak durması gereken hatalar1- Romanınız için araştırmalar yapın.
Nasıl yazdınız sorusuna "ben yazmadım kendi kendini yazdı" şeklinde cevap veriyorsanız romanınız gayet de başarısızdır. Zira roman yazmak her ne kadar yetenek işi de olsa yetenekli ama araştırmacı, gözlemci olmayan bir yazar, yeteneksiz ama araştırıcı ve gözlemci olan bir yazardan daha başarılı olmayacaktır. Zira roman yazmak bir bilim adamlığı titizliği ister. Bazen mitolojik bazen psikolojik, sosyolojik veya tarihsel araştırmalar gerektirir. Bilimden yararlanmayan roman sığdır, yüzeyseldir.

2- Türler çorbasından uzak durun.

Kan davasından kaçarken bir uzaylı tarafından kaçırılıp Mars'ta imam nikahı kıyan genç bir kızın töre meclisince alınan karar sonucu lezbiyen kardeşi tarafından ışın kılıcıyla öldürülmesini konu edinen Bilimkurgu-Töre-Polisiye roman yazmak gibi bir gülünçlüğe düşmek istemiyorsanız romanı yazmadan önce hangi türlerde yazdığınızı ve sınırlarınızın neler olduğunu belirleyin.


3- Sade, basit ve anlaşılır bir dil kullanın

Lütfen anlaşılmamak için yazmayın. Anlaşılmayan başarılı yazılar anlaşılmamak için yazılmamıştır, olayların gelişimi o kadar karmaşıktır ki, yazar bunu en yalın haliyle anlatmaya çalışır ancak yine de anlaşılması biraz çaba ister. Herşeyi en basit şekliyle anlatmaya çalışın.


4- Şairanelikten uzaklaşıp''somut'' şeyler kullanın .

Şiirsellik romanda en yapay duran kolaycılıktır. Konu ne kadar soyut olursa olsun somut şekilde anlatmanın yolunu bulun. Bir yolunu bulamadıysanız lütfen roman yazmayı bırakıp şiir yazmaya başlayın, yoksa kimse sizin roman görünümlü anlamsız şiirlerinizi okumak zorunda değil.

Büyülemeyi şiirsellikle değil, somut olarak kurduğunuz cümle yapıları ve olayları kurgulama biçiminizle yapın.


5- Ne olursa olsun yeni bir tür yaratmaya çalışıp 'başınızdan büyük işler'e kalkışmayın.

Edebi tür sayısı ilk romanın yazılmasın bugüne kadar hiç değişmemiştir. Yeni bir edebi tür yaratmak neredeyse imkansızdır. Yeni bir akım yaratmak istiyorsanız da lütfen bütün akımları özümsemiş olarak gelin. Yoksa yarattığınız yeni akım, hiçbir akıma hakim olamamaktan dolayı sığınılmış, dağınık bir akım olmaktan öteye gitmez.


6- Karakterleri yüzeysel olarak geçmeyin ama karakteri anlatmak için de romanın akışından kopmayın.

Birçok yazarın yaptığı gibi bir karaktere ayrı olarak sayfalar ayırmayın. En önemlisi karakteri okuyucuya açıklamayın, siz olay, mekan, zaman kurgusunu iyi yapın okuyucu karakteri bu kurguda kendisi anlayabilsin.


7- Okuyucuyu aptal yerine koymayın bir zahmet!

Kavramları, olayların nedenlerini okuyucuya açıklamayın, okuyucuya bunları hissettirin sadece. Ama okuyucuya dedektif muamelesi de yapmayın bir zahmet. Olayları eksik ve anlamsız anlatırsanız okuyucu her ne kadar edebi bir uğraş içinde olsa da ağzını açıp size edepsizce küfürler edebilir.


8- Klişelerden, tesadüflerden, romanın gerçekliğiyle uyuşmayan kopmalardan uzak durun.


Aksi durum özellikle kısır olmaya başlayan yazarların başvurduğu bir durumdur. Olayları kurgulamakta yetersiz kala yazarlar çoğunlukla tesadüflere ve klişelere başvurur. Bu hataya düşmeyin. Kısırlaştığınız hissettiğiniz vakit beyin fırtınası yapın, ya da kitap okuyun, gazete haberlerine bakın, arkadaşlarınıza danışın. Tabi ki bunları aynen alıp kullanmayacaksınız ama emin olun bütün bunlar sizde yeni fikirler ortaya çıkaracaktır


9- Anafikir kurma, ders verme çabasını terk edin.

Romanınızın bir ana fikri olması zorunluluğu yoktur, hatta romanınız anafikir verme çabasından ne kadar uzaksa o kadar başarılı olacaktır. Ama romanınızda ana-konu olmalı, bu konunun dağılmasını önleyecektir. Bir olayı yazarken sürekli olarak kendinize şu soruyu sorun ''bunun ana konu ile ilgisi ne?''


10- İyilerin hep iyi kötülerin hep kötü olması gibi bayağılaşmış romantizmden kurtulun.

İyi insanların kötü yanlarının, kötü dediğimiz insanların da iyi yanları olabilceğini unutmayın. Ayrıca baş karakteri iyilerden oluşturmak gibi hatalara düşmeyin. Hırsızları, katilleri, tecavüzcüleri baş karakter olarak seçmekte sakınca görmeyin aksi durumda romanı sınırlamış olursunuz.


2|3
15|12

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 15

  • Maddeleri okurken şu an popüler edebiyat kisvesi adı altında yayınlanan kitaplar geldi aklıma. Her maddede yapılan ikazlar bizzat onlara gitsin :) Ben roman okuduğum zaman onda emek görmek isterim her zaman emekten kastım zaman değil sadece. Birçok alanı araştırmalı yazar ve romanında bunlardan izler olmalı. Benceni çok sevdim, eline sağlık

    0|1
    0|0
  • 3. ve 4. maddelerdeki yorumun schopenhauer'ın hegele getirdiği eleştirinin özüyle oldukça benzeşiyor. hegelcilerin anlatacakları kayda değer bir fikirleri olmadığı için gayet basit ve derinliksiz olan düşüncelerini laf kalabalığıyla ve tahammül edilemez tafsilatlarla ifade ettiklerini söylüyor ve akabinde hegelcileri bütün ölümlülerin en küstahları olarak niteliyor.. bu yöntemin fichte tarafından geliştirilip, schelling ile en kusursuz örneklerinin verildiği ve hegelle zirve noktasına ulaştığından yakınıyor. ona göre maharet derin mevzuları herkesin anlayacağı şekilde sade yazmaktan geçiyor. çorabı olarak bu konuda hegelle ayrı düşüncelere düşmeniz tuhafmış kihkih

    6. burada sana katılamayacağım. bence karakter en önemli unsurdur. olayın, tekniğin, üslubun romanı oluşturan her öğrenin üstünde bir öneme sahiptir. çünkü bir romanda her şey o karakterin nasıllığıyla anlam bulur. benim bir romandan beklentim karakterin kusursuz işlenmesi ve yazar tarafından her ayrıntısının detaylı bir şekilde okuyucuya aksettirilmesidir.

    7. bahsettiklerinden en can sıkıcı olanı şüphesiz bu maddede kastettiğin durum. aptal yerine konmak.. gizemi, anlaşmazlığı seviyorum o yüzden sherlock holmesçuluk oynamakta bir sakınca görmem. her şeyin düşünmeye fırsat vermeyecek kadar açık olmasından iyidir..

    8. güneşin ağarması, sineğin kanat çırpışı, ocakta fokurdayan çayın sesi.. en ufak bir ayrıntı bile ilham verip bir yazarda çağrışım zinciri oluşturabilir. o yüzden yaratı sürecinde sorun yaşayan bir yazarın etrafına bakmasında yarar var. alışık olunan, kaşarlanmış klişe bir son, bir romanın intiharıdır bence de..

    9. bu özellikle maksim gorkinin başını çektiği sosyalist gerçekçilik akımının etkisinden ötürü sol edebiyatın romancılarının düstur edindiği bir ilke. edebiyat asla bir pravakosyan aracı olmamalı oysa..

    10. karakterleri masallardaki "tip"ler gibi oluşturmak çok ilkel bir tarz ve sahicilikten uzak. dikkat edilmesi gereken hususlardan biri daha katılıyorum..

    0|0
    0|0
    • ayrıca son maddede bir yeraltıedebiyatısever olduğunu da aşikar etmişsin. teşekkürler yazın için. faydalı olmuş.

    • Naif yorumun için teşekkürler. ( :
      6. maddede bahsettiğim şey karakterlerin kişilik analizinin roman kurgusu ve okuyucudan ayrı yapılmaması üzerine. Karakterleri anlatırken okuyucuyu pasif bir konuma almak ya da roman kurgusundan kopuk bir karakter analizi romanın bütünlüğünü zedeliyor. Karakterler doğrudan anlatım tekniği kullanılmadan da ve daha güzel bir şekilde derinlemesine anlatılabilir. Karakter tanıtımı halini alan bir anlatım roman kurgusundan kopuktur. Dolayısyla karakterlerinin kurgudaki olaylar karşısında gösterdikleri tepkilerden yola çıkarak karakter analizi yapılması okuyucuya imkan olarak sunuluyorsa başarılıdır. Dolayısıyla burada sorun karakterin derinlemesine anlatılması değil 'anlatım' tekniğinin kullanılarak anlatılmasıdır. Ali'nin sıcak kanlı oluşunu 'Ali çok sıcak kanlı biriydi' gibi bir anlatım yerine Ali'nin yeni girdiği bir ortamda ortamdakilerle hemen kaynaşması şeklinde vereceğimiz davranış örüntüleriyle daha başarılı bir şekilde gösterebliriz.

  • Her şeyden önce özgün olunmalıdır.

    0|0
    0|0
  • araştırmacı bir tavırdan ziyade kelime haznesi ve çok kitap okuma ekstrem. çünkü gerçekten kopyala yapıstır mantıgında bir çok aşk romanı siyaset ve polisiyekitapları bulunuyor.

    0|0
    0|0
    • Kelime haznesi ve kitap okuma bir yazarın zaten sahip olması gereken şeyler. Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık romanı için halk hikayelerini araştırması, Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı için nakkaşlık tarihini araştırması ya da Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi için mitolojiden yararlanması gibi roman başarısı aynı zamanda araştırmaya da dayanır. Çok az kelimeyle çok başarılı romanlar verilmiştir. Kelime, roman başarısı için bir ölçüt değil, daha doğrusu artık değil.

    • Hepsini Göster
    • Dediklerine katılmamak elde değil ama bütün bunlar sanırım sağlam bir roman kurgusu içerisinde anlamlı olur. Sağlam bir roman kurgusunun öğesi olmayan üslup çoğu zaman şiirselliğe kayıyor. Özellikle genç yazarlarda bunu çoğunlukla fark ediyorum.

    • Katılıyorum.

  • Özellikle de sonuncusu çok doğru bir nokta bence. Ellerine sağlık.

    0|0
    0|0
  • Yani bu demek oluyor ki sena kitabını oku kitap falan yazmaya kalkışma :D

    0|0
    0|0
  • İlgi alanımdır bu bence teşekkür ederim.

    0|0
    0|0
  • Hepsine katiliyorum, bazen kitap okurken sinir oluyorum :)

    0|0
    0|0
  • Dikkate alacağım :D

    0|0
    0|0
  • Cok sagol özellikle senaryomu yazarken cok etkili olacagına eminim.

    0|0
    0|0
  • Başarılı paylaşım.

    0|0
    0|0
  • Bu biraz kişisel ama doğru.

    0|0
    0|0
  • Güzel bence

    0|0
    0|0
  • Teşekkürler.

    0|0
    0|0
  • 2. madde aklıma direkt murat menteş'i getirdi, elimde değil :)

    0|0
    0|0
    • Murat Menteş'in tarzıyla ilgili bu. Çünkü Menteş, absürtlük üzerine yazar ve bunu belli eder. Birbiriyle ilgisi olmayan iki türü kesiştirerek ironi yapar ama asıl amacı bu türlerden herhangi birine ulaşmak değildir. Bu yüzden başarılıdır kendisi.

    • Hepsini Göster
    • Dediğim gibi romanın içindeki tutarlılığa bakmak gerek. Romandaki farklılık romanın genel havasıyla tutarlıysa zannımca bir problem yok. Nitekim Murat Menteş'in romanlarına özellikle Korkma Ben Varım'a baktığımızda ciddi anlamda emek verildiği, karakterlerin hatta karakterlerin isimlerinin bile gelişigüzel seçilmediğinden, sözcüklerin ve cümlelerin özenle seçilmesinden anlaşılıyor. Aynı tarz Ahmet Hamdi Tanpınar'In Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanında da var. Ortak noktaları mizah. Ve mizah kesinlikle kahkaha değildir.

    • o halde son sözlerime şerh düşüyorum: ''korkma ben varım!'' :)

Erkekler Ne Diyor 12

  • Evet bu gerçekten ise yarayabilir saolsin

    0|0
    0|0
  • Şu an okumadım yazdıkalrıını hızla bir göz attım başarılı buldum, Takipdeyim okuyacağım. Ellerine sağlık şimdiden.

    0|0
    0|0
  • Benim için güzel bir deyim teşekkürler

    0|0
    0|0
  • 7. madde bana orhan pamuğu anımsattı bir insan romanlarında şifreli bir şekilde yazılar yazabilir ama sonra bunu açıklayıp kendini övmesi okuyucuyu bir nevi aptal durumuna düşürme çabası değilmidir

    0|0
    0|0
    • Bahsettiğin kitap sanırım Benim Adım Kırmızı romanı. Aslında okuyucunun anlayabileceği bir olayı ona açıklaması onu aptal yerine koymak olur ama bazı romanlarda kurgu gereği açıklama ihtiyacı doğabiliyor. Ama belki o kitapta gizem anlatılmak yerine çözülmesi yoluna gidilseydi daha iyi olabilirdi. Tersi durum Pamuk'un Kara Kitap'ında var; nitekim orada da olaylar eksik anlatılmış.

    • adamın kitapları zor zaten yani ne yaptığı belli değil

  • böyle sosyal mecralarda takılan romancılar var mıdır acaba?

    0|0
    0|0
  • 2. Maddeyi okudum ve kahkahalar icerisndeyim şu an ahahaha

    0|0
    0|0
  • Türkiye sektöründe roman yazarlığı çok riskli iş bence

    0|0
    0|0
  • İyi sayılabilecek bir bence...

    0|0
    0|0
  • Çok beğendim gerçekten güzel...

    0|0
    0|0
  • Yetenek ve birikim isteyen bir şey roman yazmak.

    0|0
    0|0
  • yazıyı takibe alıyorum, teşekkür ettim.

    0|0
    0|0
  • Teşekkürler yazı için

    0|0
    0|0
Yükleniyor...