Timur ile Yıldırım Beyazıt Arasındaki Sorunun Analizi

(Bu çalışmayı üniversitede hazırlamam gereken bir ödev nedeniyle yapmıştım. Burada da paylaşmak istedim.)

Timur ile Yıldırım Beyazıt Arasındaki Sorunun Analizi

Timur ve Yıldırım Bayezid Arasındaki Geçen Mektupların Analizi

Timur’un gönderdiği mektupların genel olarak değerlendirmesini yaptıktan sonra Timur ile Yıldırım Beyazıt arasında geçen mektuplaşmaların özel olarak analizine geçmek istiyorum. Timur ve Yıldırım Beyazıt arasındaki mektuplaşmaların Timur’un kendisinden kaçarak Osmanlı Devletine sığınan Karakoyunluların hükümdarı Kara Yusuf ve Celayir Sultanlığının hükümdarı Celayirli Ahmet Celayir’in Osmanlı ülkesinden çıkarılmasını istediği mektupla başlamakta ve karşılıklı olarak Timur’un 1. Beyazıt’a gönderdiği dört mektup ve Yıldırım Beyazıt’in Timur’a gönderdiği 4 mektuptan oluşmaktadır. Timur’un gönderdiği ilk mektup da yukarıda da değindiğim Timur’un mektuplarında genel olarak göze çarpan bir unsur olan kendine güven duygusu görülebilmektedir. Bunu ilk mektup da geçen ben insanlık aleminin büyük bir kısmını tebaam haline getirmiş bir hükümdarım bunu senin gibi babamdan ülkeler devşirerek değil tek başıma yaptım, aklını başına topla gibi ifadelerinden anlamak mümkündür. Timur bu mektupta Ahmet Celayir ile Kara Yusuf’un sınır dışı edilmesini istemektedir ki bir hükümdarın başka bir devlete sığınan düşmanlarının kendisine geri verilmesini ya da sınır dışı edilmesini istemesi normal olarak karşılanabilir. Ancak bunu yaparken kullandığı üslup çok kabul edilebilecek nitelikte değildir. Timur emirlerimize karşı gelen hükümdarların başlarına neler geldiğini duymuşsundur ifadesi ile Yıldırım Beyazıt’ı kendisinin emirlerini dinlemesi gereken bir insan olarak görerek önceki mektuplarında da var olan başka devletlerin hükümdarlarına kendisine bağlı yerel yöneticiler gibi hitap etme geleneğini burada da sürdürmüştür.

Timur’un kabul edilemez ifadeler kullandığı bu mektubuna doğal olarak Yıldırım Beyazıt öfke ile karşılık vermiştir. Tarihte sultanlar arası mektuplaşmalar incelenirken bu mektupların sadece sultanların kaleminden çıkmadığını yazılmasında devletin ileri gelenlerinin büyük etkisi olduğu unutulmamalıdır ama kişisel yorumuma göre Yıldırım Beyazıt’ın Timur’a gönderdiği ilk mektubunda çok da aklı selim kişilerin sözünün dinlenmediği daha çok Yıldırım Beyazıt’ın kişisel öfkesinin etkisiyle yazıldığını düşünüyorum. Mektuba gerek Timur’a hitaben ihtiyar köpek diye başlanması gerek Timur’un Bizans tekfurundan daha şiddetli kafir olmakla suçlanması beni bu şekilde düşünmeye yöneltti. Timur’un mektuplarında genel olarak büyük bir kendine güven havası olduğundan daha önce bahsetmiştim aynı durumu Yıldırım Beyazıt’ın Timur’a gönderdiği ilk mektupta da Beyazıt için de söyleyebiliriz. ‘’Bu mektubu okuduktan sonra kim savaş meydanına gelmekten sakınırsa eşi üç talakla boş olsun’’ ifadesi de Yıldırım Beyazıt’ın kendine güvenini göstermektedir ki Yıldırım Beyazıt gibi birçok devletin ordularının birleşmesiyle oluşan birleşik haçlı ordularını Niğbolu Savaşında mağlup edebilecek kadar güçlü bir devletin hükümdarının kendine güvenmemesi de düşünülemez. Yıldırım Beyazıt’ın Timur’a karşılık olarak gönderdiği ilk mektubunda göze çarpan bir diğer unsur da Timur’un başarılarını küçümseyerek kendi devletinin askerlerinin Timur’un daha önce savaştığı insanlar gibi olmadığının altını çizmesidir. Bilindiği gibi Timur Hindistan’ın önemli bir kısmını putperestlere yönelik cihad adı altında ele geçirmiş ve Hindistan’a İslamiyet’i sokarak bugün Hindistan’da milyonlarca Müslüman yaşamasını sağlamış bir hükümdardır. Yıldırım Beyazıt’ın Osmanlı askerleri Hint toplulukları gibi başı boş sere serpe topluluklar değildir diyerek Timur’un bu başarısını küçümsemesi bu duruma örnek olarak verilebilir. Mektup da buna benzer başka ifadeler de mevcuttur.

Timur’un Yıldırım Beyazıt’a gönderdiği 2.mektup da ise özellikle 1. Beyazıt’ın Timur’u Bizans Tekfurundan bile daha şiddetli bir kafir olmakla suçlamasının Timur’un ciddi anlamda ağırına gittiği görülmektedir. Timur mektubunda ağırlıklı olarak kendisinin ve askerlerinin Müslüman kimliğini ön plana çıkarmaya çalışmış ve kendi emrindeki askerlerin babadan dededen Müslüman olduğunu ancak Osmanlı ordusundaki askerlerin kafirden devşirme olduğunu belirtmiştir. Timur’un bu mektubunda İslam ümmetinin lideri olduğu anlamına gelen ifadeler kullanması da İslam dünyasının liderliği konusunda Yıldırım Beyazıt’ı kendisine rakip olarak gördüğü şeklinde yorumlanabilir. Bunun yanında 1. Beyazıt’ın Timur’u kafirlikle suçlamasının ilginç bir şekilde Timur’un üslubunda yumuşamaya da neden olduğu söylenebilir. Timur bu mektubunda iki Müslüman devletin askerleri arasında kan dökülmesini istemediğini ancak barışın olması için Yıldırım Beyazıt’ın üslubuna dikkat etmesi gerektiği üzerinde durmuş ve Kara Yusuf ile Celayirli Ahmet ile ilgili taleplerinden geri adım atmamıştır.

Yıldırım Beyazıt tarafından gönderilen ikinci mektup analiz edildiğinde ise Timur’un Müslümanlar arasında kan dökülmesini istemediğine dair ifadesi ve uygun bir üslup kullanılması halinde iki devlet arasında barışın olabileceğini söyleyerek uzattığı zeytin dalına Yıldırım Beyazıt’ın karşılık verdiği ve ilk mektubuna nazaran çok daha uzlaşmacı bir tutum içine girdiği söylenebilir. Yıldırım Beyazıt uzlaşmacı bir tutumu benimsemesine rağmen Timur’a cevap vermeyi de ihmal etmemiş örneğin Timur’un Osmanlı askerlerinin kafirlerden devşirme kendi askerlerinin ise babadan atadan Müslüman olduğuna dair eleştirisine ümmetin en hayırlısı olan tüm Sahabe-i Kiram’ın babalarının Müslüman olmadığını belirterek kendi askerlerinin bu durumunun Timur’un askerlerinden daha hayırlı olduğunu belirtmiştir. Yıldırım Beyazıt ayrıca atası Osman Gazi’nin sürekli 4 tarafındaki kafirlerle cihat yaptığını söylemiş ve kendisinin dördüncü Osmanlı padişahı olması sebebiyle saltanat yıldızımız dördüncü tabakaya ulaşmıştır ve hala bizim için Allah yolunda cihat etmekten daha sevimli bir şey yoktur gibi bir ifade kullanmıştır. Yıldırım Beyazıt’ın bu ifadeleri özellikle Timur’un ikinci mektubunda İslam dünyasının lideri olduğunu ima etmesi nedeniyle kendi devletinin İslamiyet adına Timur’un devletinden daha çok ter döktüğünü bu açıdan İslam ümmetini en önce temsil edebilecek devletin kendi devleti olduğunu belirtmek istediği şeklinde düşünülebilir. Bir anlamda iki hükümdar arasında kim daha iyi Müslüman gibi bir yarış başlamıştır.

Timur’un bu mektuba cevaben gönderdiği üçüncü mektubunda da İslami kimliğini ön plana çıkartmaya çalıştığı ve altta kalmamak için kendilerinin Hristiyan Gürcülerle cihat yaptığını belirtmiştir. Bununla beraber Timur tabiri caizse kim daha iyi Müslüman yarışını bitirmek istemiştir. Bunu Osmanlı Devletinin kafirlerle cihat ettiğini bildiğini ve bu durumdan da memnun olduğunu belirterek amacının Osmanlı ile savaşarak kafire fırsat vermek olmadığını belirtmiş ve isteklerinin yerine getirilmesi halinde barışın sağlanacağı kendilerinin ve Osmanlı Devletinin kafirlerle cihada devam edeceğini böylece kafire fırsat verilmemiş olacağını belirtmiştir. Timur’un bu ifadeleri tamamen iyi niyetle yazılmış cümleler olarak değil de iki Müslüman devlet arasında çıkması muhtemel bir savaş halinde kendisine iyi niyetli taraf görüntüsü vererek sorumluluğu üstünden atma çabası olarak da yorumlanabilir. Çünkü Timur bu gibi ifadeleri mektuplarında kullanmasına karşın kabul edilemez bir şekilde Yıldırım Beyazıt’a hilat giydirmek isteyerek açıkça 1. Beyazıt’ı kendisine itaat eden bir hükümdar durumuna sokmak istemiştir. Timur’un bu mektup da Ahmet Celayir’in tekrar Osmanlı Devletine sığınması halinde kendisine teslim edilmesini istemesi de belirtilmelidir. Mektupta dikkat çeken diğer bir nokta da Timur’un uzun uzun Beyazıt’ın Mısır ile Timur Devleti arasında arabuluculuk yapma teklifinin kabul edilemez olduğundan bahsetmesi ve Mısır Valisinin zamanında Timur’a karşı işlediği affedilemez eylemlerinden bahsetmesidir. Timur’un açıkça düşmanımız ile dost olma senin zararına olur diyerek Beyazıt’ı tehdit etmiştir. Bu durumun dikkat çekici olmasının nedeni Beyazıt’ın önceki mektubunda Mısır ile ilgili bir konudan bahsetmemesine rağmen Timur’un mektubunda bu ifadelerin yer almasıdır. Yıldırım Beyazıt Timur’a gönderdiği son mektubunda Karamanoğullarının Timur ile Yıldırım Beyazıt arasında bir savaş çıkmasını istediği için kendi gönderdiği mektupların içeriğini değiştirmiş olabileceğinden bahsetmiştir. Timur’un bu ifadelerinin nedeni de Karaman oğullarının Yıldırım Beyazıt’ın mektubunu ele geçirip Mısır ile ilgili eklemeler yapmış olmaları olabilir ki tarihte bu gibi vakaların başka örnekleri de vardır.

Yıldırım Beyazıt tarafından gönderilen 3. Mektupta da Timur’un iki Müslüman devlet arasında kan dökülmesin ve siz orada biz burada kafirlerle cihada devam edelim sözlerinin etkisiyle uzlaşmacı bir tutum görülmektedir. Buna rağmen Timur tarafından işgal edilen Sivas’dan çekilinmesi eğer gereği yapılmaz ise kendilerinin kimseden korkularının olmadığı da eklenmiştir. Timur’un Ahmet Celayir ve Kara Yusuf’un kendisine teslim edilmesini istemesine de değinen Beyazıt daha önce Timur’un atası Hülagu Han’ın kendisinden kaçarak Kahire Valisine sığınan Abbasi hanesinden iki kişinin peşine düşmediğini Timur’un da atasının yolundan gitmesini istemiştir. Yıldırım Beyazıt’ın belki Osmanlı Devletinin çıkarlarına ters olarak da değerlendirilebilecek şekilde kendisine sığınan iki hükümdarı ısrarla teslim etmek istememesi devletinin masumların sığındığı bir kapı olma özelliğini muhafaza ederek Osmanlı’nın itibarını koruma çabası olarak analiz edilebilir.

Timur karşılık olarak gönderdiği dördüncü ve son mektubunda da barıştan yana olduğunu hatta bu konuda samimi olduğunu göstermek için eğer bir barış olması durumunda barış antlaşmasının bir metninin İslam dünyası için en kutsal şehir olan Mekke’de muhafaza edilmesini istemiştir. Ancak bu sözleri ile çelişki taşıyan bir şekilde Yıldırım Beyazıt’ın işgal ettiği Sivas’dan geri çekilmesi teklifine olumlu yanıt vermemiş tam tersine Sivas, Malatya, Elbistan, Erzincan ve Kemah’ın kendisine bırakılmasını talep etmiştir.

Yıldırım Beyazıt Timur’a gönderdiği son mektubunda uzlaşmacı tutumunu sürdürmüştür. Mektup incelendiğinde Yıldırım Beyazıt’ın samimi olarak barışı istediği anlaşılabilir. Yıldırım Beyazıt Karamanoğulları tarafından Osmanlı Devletinin güçlü bir devlet ile savaşın içine çekilmesi için ilişkilerin gergin olduğu bir dönemde yazılmış bir mektubun bekletildiği ve 1.Beyazıt’ın anlaşma hazırlığı içinde olduğu bir sırada bu mektubun gönderildiğini de belirtmiştir son mektubunda. Daha önce de belirttiğim gibi daha önce başka devletler tarafından tarih de rakip devleti başka bir devlet ile savaşın içine çekerek ortadan kaldırmak ya da en azından gücünü mümkün olduğu kadar azaltma politikası amacıyla bu tür hileler yapılmıştır. Bu nedenle uzun zamandır Osmanlı Devletine en çok zorluk çıkaran Anadolu Beyliğinin Karamanoğulları olduğu Müslüman ve Türk bir devlet olmasına rağmen Osmanlı Devletine karşı Hristiyan Avrupa devletlerine dahi ittifak teklifinde bulunmuş olduğu düşünülürse bu duruma şaşırmamak gerekir. Yıldırım Beyazıt’ın barış yanlısı üslubu ve Karamanoğullarının Timur ile kendisinin arasını bozmak istemesine değinmesine rağmen mektubunda yaltaklanmak gibi bir amacının olmadığını ve kimseden korkusunun olmadığını belirtmeyi de ihmal etmemiştir.

Sonuç: Timur ile Yıldırım Bayezid Arasında Geçen Mektuplaşmaların Genel Bir Değerlendirmesi

Timur ile Yıldırım Beyazıt arasında geçen mektuplaşmaların genel bir değerlendirmesini yapmak için öncelikle bu mektuplaşmaların nedenlerinden bahsetmek gerektiğini düşünüyorum. Timur’un gönderdiği ilk mektupta da belirtildiği gibi Timur’dan kaçan Celayir Sultanı Ahmet Celayir ile Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf’un Osmanlı Devleti’ne sığınması bu mektuplaşmaları başlatan ana neden olarak görülmektedir. Ancak Yıldırım Beyazıt ve Timur arasında sonu savaşa giden sorunların ve bu mektupların başlamasını tamamen bu nedene bağlamak da doğru olmayacaktır diye düşünüyorum. Timur zaten bir süredir Batı’ya doğru genişleme politikasını sürdürüyordu ve bu da er ya da geç Timur ile Yıldırım Beyazıt’ın karşı karşıya geleceği anlamına geliyordu. Birçok kaynakta Timur’un sadece Ahmet Celayir ve Kara Yusuf’un iadesini istemekle kalmayıp Beyazıt’a hilat ve taç giydirmek istediği de geçmektedir ki Timur gibi cihan hakimiyeti düşüncesi olan ve ‘’Dünya iki hükümdarın sahip olacağı kadar değerli değildir’’ sözünü söylemiş bir hükümdarın kendi devletine rakip olabilecek belki de tek devlet olan Osmanlı Devleti ile karşı karşıya gelmesini çok da şaşılacak bir durum olarak yorumlamamak gerekir. Timur ile Yıldırım Beyazıt’ın ordularının Ankara Savaşında savaşması hep Müslümanlar tarafından neden aynı zamanda dünyanın en güçlü iki devleti konumunda olan iki Müslüman devlet birbirleri ile savaşmak yerine İslam’ı yaymak için cihat yapmadılar şeklinde eleştirilmiştir.Bu eleştirilerin haklılık payı olduğu söylenebilir zira Timur belki de Cengiz Han’ın ölümünden sonra dünyanın gördüğü en güçlü imparatorluğun lideriydi. İkinci Beyazıt’ın ordularının ise Birleşik Haçlı Ordularını Niğbolu Savaşında çok ağır bir yenilgiye uğrattığı düşünülürse Timur dışında Osmanlı Devletinin ilerlemesini durdurabilecek başka bir devlet de büyük ihtimalle yoktu o dönem dünyada. İki hükümdarın mektuplarında kullandıkları üsluba bakıldığında iki tarafın da kardeş kanı dökülmesini istemedikleri yönünde bir söylemleri olduğu görülebilir. Ancak buna rağmen bir savaş meydana geldiyse burada mutlaka tarafların ya da en azından taraflardan birinin sorumluluğu olmalıdır. Bu noktada sorumluluğun büyüğünün Timur’a ait olduğunu söylemenin daha adaletli olduğu kanısındayım. Bu kanımın nedenleri arasında tartışmayı başlatan ilk mektubun Timur tarafından kabul edilemez ve İkinci Beyazıt’ı küçük düşürücü bir üslupla yazılmasıdır. Diğer neden de Timur’un İkinci Beyazıt’a taç ve hilat giydirmek istemesidir. Ayrıca Timur zaten Ankara Savaşından önce bir Osmanlı toprağı olan Sivas’ı işgal etmiş ve şehri yağmalamıştır hatta Yıldırım Beyazıt’ın oğlunun da Sivas’da öldüğü ve Yıldırım Beyazıt’ın da bu olay üzerine ‘’Sivas gibi şehrim Ertuğrul gibi oğlum gitti’’ diyerek büyük acısını dile getirdiği bilinmektedir. Tüm bu olumsuzluklara rağmen yine de Yıldırım Beyazıt’ın Timur’a karşılık olarak gönderdiği ilk mektubu saymazsak iyi niyetle yapıcı bir yaklaşım sergilediğini söyleyebiliriz. Yıldırım Beyazıt’a da getirilebilecek bir eleştiri sadece şu olabilir ki hem Timur’un askeri gücünü iyi analiz ederek hem de daha yeni Osmanlı egemenliğine girmiş Anadolu Beyliklerinin savaş sırasında saf değiştirebileceği ihtimalini hesaba katarak gerekirse Timur’un üstünlüğünü kabul ederek Osmanlı Devleti’ni fetret devrine girmekten kurtarabilirdi ki daha önce Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubat Moğollar ile arasında olan benzer bir durum da böyle bir davranış sergileyerek akıllıca bir tutum ortaya koymuştur.


0|1
6|7

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Kızlar Ne Diyor 6

  • Guzel bir arstirma ve yazi olmus. Emegine saglik.

    0|0
    0|0
  • Güzel bir bence, teşekkürler.

    0|0
    0|0
  • Teşekkürler

    0|0
    0|0
  • Emeğinze sağlk..

    0|0
    0|0
  • Gayet başarılı. teşekkürler.

    0|0
    0|0
  • Emeğinize sağlık.

    0|0
    0|0

Erkekler Ne Diyor 7

  • Emeğine, yüreğine sağlık abim. O kadar güzel ve etkili bir araştırma olmuş ki... Tebrik ederim :)

    0|0
    0|0
    • Sağol kardeşim uzun bir yazı olmasına rağmen sıkılmadan okutmayı başarabilmişsem ne mutlu bana:))

    • Uzun ve etkili olmuş. O yüzden sıkılmadım :)

  • Eline emeğine sağlık..

    0|0
    0|0
    • sağol iki bencemi de okuduğun için ,) ayrıştırıcı bir unsur olarak futbol isimli bir bence daha ekleyebilirim yakında siteye. haber vereceğim sana da umarımbeğenirsin.

  • Çok beğendim, harika olmuş...

    0|0
    0|0
  • Emeğinize sağlık iyi

    0|0
    1|0
  • kardeş kavgasından başka bir şey değil.

    0|0
    0|0
  • Performans ödevinde başarılar dilerim :) bu arada araştırma süper

    0|0
    0|0
  • Güzel yazı olmuş. Elinize sağlık. Asırlar geçti siyasetin ham meyvesi hala aynı gibi. İlginç...

    0|0
    0|0
    • Teşekkür ederim. siyasetin doğasında iktidar mücadelesi iktidar mücadelesinin doğasında da etik ilkeleri bir kenara bırakıp rakibini yok etmek vardır. o yüzden kıyamete kadar buna benzer olaylar olacaktır diye düşünüyorum.

Yükleniyor...