Frankenstein: Mary Shelleys'in bu romanı bilimkurgu,korku türünün ilk örneklerinden biri olarak bilinir. Bir insanı kötü yapanın ve onu canavara çevirenin toplum olduğunu vurgular. Frankenstein, diğer tüm ucube karakterler gibi esasen iyi yüreklidir. Roman bilim adamı olan Dr. Frankenstein'ın bir canlı yaratıp, kendini tanrı yerine koymasıyla başgösteren bilimsel kibri ve bunun karşılığında ödediği bedeli anlatır. (Frankenstein aslında yaratığın ismi değil onun yaratıcısı olan bilim adamının adıdır.)

En Ünlü Ucubeler

Quasimodo: Victor Hugo'nun "Notre Dame de Paris" adlı romanının en baba karakteri. İnsanlar tarafından hor görülmesi sebebiyle herkese karşı hınç dolu olan kilisenin kambur ve sağır zangoçu Quasimodo, kendisine su verdiği için -sadece su verdi heyecan yapmayın- kitapta güzelliği "İsa onu görseydi Meryem yerine ondan doğmak isterdi." şeklinde anlatılan Esmeraldaya aşık olur ve onun için çok sadık olduğu ve hürmet ettiği Rahip Claude Frollo'yu bile karşısına alır. Hiçbir zaman Esmeraldaya sahip olmayacağını bilse bile ona hayatını feda eder. Edebiyat tarihinin en büyük aşıklarından... Şu kambur kadar olamadınız utanın, utanın!

Gargantua: Fransız yazar François Rabelais'in, hükümeti bu ucube arkadaş vasıtasıyla hicvettiği, dayayıp döşediği alegorik ve sembollerle dolu Fransız edebiyatının en önemli eserlerinden olan romanının başkahramanı.

Freaks: Tod Browning'in 1932 yapımı filmi, hor görülen ucubelerin intikam almasıyla sonuçlanıyor. Asıl kötülüğün dehşet verici çirkinliğiyle arz-ı endam eden ucubelerden değil, 'normal' olarak aramıza karışmış insan(!) müsvetteleri tarafından yapıldığını gösteren efsane bir film...

Eraserhead filminin bebeği: "Eraserhead" David Lynch'in ilk uzun metrajlı filmi. Dışarıda makine sesleri ve fabrika görüntüleriyle açılışı yapan film, teknolojinin gelişmesiyle insanın kendisine olan yabancılaşmasına atıfta bulunurken ilerleyen sahnelerde, bir erkeğin annesine karşı hissettiği arzular ve akabinde babasına karşı hissettiği rekabet duygusunun kendisinde yarattığı karmaşa olarak açıklanabilecek oedipus kompleksi temelli bir film olduğunu hissettiriyor. Kubrick'in en sevdiği beş filmden biri olduğunu söylediği, bebeğin yapımı hakkında David lynch'i bayağı sıkıştırdığı, hatta para teklif ettiği bilinir. Charles Bukowski'nin “Hayatımda izlediğim en iyi film, ikinci bir film adı veremem size.” dediği filmin o meşhur bebeği:

Joseph Merrick: İki çok az rastlanan kalıtımsal rahatsızlığı bünyesinde bulundurarak dünyanın gelmiş geçmiş en bahtsız ucubesi olduğunu düşündürten, "fil adam" ismiyle bilinen İngiliz Joseph Merrick'i, David Lynch'in "Elephant Man" adlı filminde tanıdım. Tüm korkunçluğu ve çirkinliğine eşlik eden, sevimli ve naif tabiatıyla insanı en çok hüzünlendiren film karakterlerinden biri belkide. Filmi etkileyici yapan şeyde tüm bunların gerçekte yaşanmış olduğunu bilmek. İnsanların ne kadar hoşgörüsüz ve kendisi dışındakilere tahammülsüz olduğunu anlatan yapımlardan biri.

Makas Eller: Karın nasıl yağdığını anlatan bol hüzünlü bir Tim Burton filmi. Johnny Depp'in başarılı oyunculuğuyla canlandırdığı Edward Scissorhands,
hafızalardan hiçbir zaman silinmeyecek türden bir karakter. Bir nevi modern Frankenstein.

Joel-Peter Witkin'in çalışmaları: Deforme vücutlu insanları ve cesetlerin vücut parçalarıyla oluşturduğu kompozisyonları içeren natürmortları resimleyen fotoğrafçı Witkin'in tarzını anlamanız için gazeteye verdiği şu ilanı okumanız yeterli olacaktır:
“Cüceler, vücut bozuklukları olanlar, devler, kamburlar, transseksüeller, sakallı ve çok kıllı kadınlar, kuyruklu, boynuzlu, kanatlı, dört memeli kadınlar, doğumdan dolayı sakat kalmışlar, kolu, bacağı, burnu, kulağı, memesi kopmuş herkes. Aşırı derecede büyük her türlü organı olan herkes. Her tarzda garip ve değişik görünümü olanlar. Ölüler, ölü doğmuş her türlü canlı biçimleri. Hermafroditler, perversion, İsa’nın bedeninin duruşundaki arızaları alan herkes. Aşağıdaki telefon ile temasa geçsin.”

Edebiyata, sinemaya ve hatta sanata konu olmuş, kimseye zararı olmadığı halde deformasyona uğramış bedeni sebebiyle dünyanın en günahkarları ve pislikleri olarak muamele gören onlarca grotesk olarak tanımlanabilecek (ama siz anlamazsınız. Biz en iyisi "ucube" diyelim.) figür var. Kimi onları, yaşadığı yalnızlığı ve çaresizliği anlatmada bir sembol olarak, kimi de onların dünyadaki en masum yaratıklar olduğunu, asıl kötü niyetli olanların bizlerin olduğunu vurgulamak için kullandı. Kimi de onların bulunduğu durumu estetikleştirerek sanat objesi haline getirdi.(En son maddede bahsettiğim Witkin denen manyaktan söz ediyorum.)

Bana kalırsa iyiliği ve masumluğu anlatmak, insanların ne kadar ikiyüzlü,kaba,düşüncesiz ve artniyetli olduğunu ortaya çıkarmak ve herhangi bir şey hakkında ne denli karamsarlığa düşüldüğünü ve çaresizliği ifade etmek için kullanılabilecek en iyi yöntem "ucubeler" üzerinden konuyu deşmektir. Sanatın soylu soytarıları, düşmüşleri ve zorla bir canavara dönüştürülmüş o masum, cehennem eşiğindeki yaratıkları...


3|1
27|57

Senin görüşün nedir?

0/2000

Gönder

Erkekler Ne Diyor 57

Kızlar Ne Diyor 27

Yükleniyor...