Gülten Kaya, Direksiyon Eğitmeni

Araba kullanmak özgürlüktür ama araba kullanmayı yeni öğrenecekler için 'nasıl öğrenebilirim' sorusu kafaları kurcalar. Heves, heyecan, kasılma, korku, sinir bozucu kaygımsı karmakarışık duygular kafamızı kurcalarken düşünür, karar verir, araba kullanmayı öğretecek birini ararız.

Eşten araba kullanmayı öğrenmeye kalkmışsanız işte o zaman tam bir kabus. Gel de çık işin içinden. Arabayı mı zaptedeceksin, trafiğe mi dikkat edeceksin yoksa 'neden öyle yapıyorsun, önüne baksana, arabaya çarpacaksın, insana vuracaksın' diyen yanında oturmuş vırvır da vır vır edene mi? Hadi bakalım, yanındakine de cevap veremiyorsun, az kaldı ağlayacaksın. 'Şu direksiyonu koparıp kafasına geçirsem mi' diye düşünürken 'Ooof dayanamıyorum bu günlük bu kadar yeter, kalpten götüreceksin beni' deyip el frenine asılmış rengi korkudan sararmış bir kocaya da katlanmak da cabası. Ardından koca tarafından gelen yorumlar: 'Zaten siz bayanlar araba kullanamıyorsunuz evde bulaşık yıkamaya devam...', 'Of ya kadınlar da nereden çıktı şimdi zaten yolda trafiği dolduran, gereksiz sürücüler hep kadınlardır' :) Aslında profesyonel bir eğitimci ile bu işi halledebilmek mümkün.
Araba kullanmak özgürlüktür!
Bilmiyorum espiri miydi, bir otoparkta gördüğüm tabelada 'Dikkat bayan sürücü çıkabilir' yazıyordu. İçeriye doğru ilerleyince bir tabela daha gördüm 'Bayan sürücüler otoparkçıya parkettirin lütfen!'...Güleyim mi, kızayım mı? Ah şu bizim sakar kadınlar, kimbilir buradaki otoparkta ne maceralar yaşadılar ki bu uyarıları buraya asma gereği duymuşlar.

araba kullanmak
Günümüzde araba kulanmanın okuma yazma kadar gerekli olduğunu biliyoruz. Bir de biz bayanlar şundan muzdaribiz; Trafikte önde giden aracın içinde bayan olduğunu farkeden bir beyle yanyana gelmişseniz başlıyor taciz; önce korna, sonra sıkıştırma, olmadı önüne geçip frene basma...Yanıt vermez, göz göze gelmemeye çalışırsan en kısa zamanda çekip gider, bunu öneririm sizlere...Üç saniye sonra hayatımdan çekip gidecek olan biriyle uğraşmak seviyemi düşürür düşüncesi ile aldırma. Ben olsam yavaşlar iyice yavaşlarım, yanımda olana kadar önümde olmasını sağlarım, olmadı sağa çeker arabanın kapılarını kilitler cep telefonunu çıkarır ona ihbar telefonu ediyor izlenimi de verebilirim. Ben öyle yapıyorum mümkünse siz de yapın çok işe yarıyor..

Diyelim, arkadan kornaya basıyor bir ukala sürücü, hiç istifimi bozmam hatta özellikle hızımı düşürür onu sinir etmenin mutluluğunu yaşatırım kendime. İçimden kıs kıs gülerim sinir oluşuna. Yolun yan şeridi boşken uzaktan büyük bir iştahla yol alacağını düşünen, selektör ve kornayla gelen ,kendini çok iyi sürücü sayanlara haddini bildirmek adına asla şerit değiştirmiyorum sol şeritte olsam bile. Sol şerit hız şeridi değil sollama şerididir. Bunu öğretmem gerek kendisine. Aslında bana kızıyor ama iyilik yapıyorum kendisine. Kendi egosunu benim üzerimden tatmin etmesine müsade etmek istemiyorum elbette. Sonuçta yavaşlıyor, yan şeritten geçerken sıkıştırarak korna ile küfürle geçiyor yanımdan. Ah elime verseler seni kulaklarını koparırdım.

Ooff, ama bunu söylemeden duramayacağım arkadaşlar üzgünüm ama bana hak vereceğinizi düşünüyorum, lütfen böyle yapmayanlar üzerine alınmasın, be densiz, o rahatsız ettiğin senin annen, kız kardeşin, karın olsaydı onlara da mı böyle davranacaktın? Ya da onlara böyle davranan birini görsen sen nasıl davranırdın? Git şimdi kendini kaldırım taşına vur, elektrik direğine de yapıştır. Sana çok şey söylerdim ama söylemiş kabul et. Tüm senin bildiğin kötü lafları sana söylediğimi say..ok mi?

Bir gün Çengelköy sahilinde Pazar sabahı saat 9 gibi direksiyon dersi veriyorum. Eğitim alan öğrencimin ilk dersi. Virajı alamadı ve arabayı durdurdum. Hatasının nerede olduğunu ona söylüyor bir taraftan da vitesi takmasını bekliyordum. Arkadan bir yeni yetme öyle kornaya basıyor ki bir anda huzur dolu güzelim Pazar sabahı rehavetine şimşekler çakmış gibi itici bir ses duydum. İrkildim ve el frenini çektim, indim arabadan. Ortalıkta bir kaç kişi, börekçiden, bakkaldan kahvaltılık almak için dışarı çıkmış ve o sesten onlar da rahatsız olmuşlar ki bakıyorlar dik dik. Gittim kornayı basan şahsın yanına 'Kardeş buyur, sorun ne?' dedim.
'Yürüyün neden yürümüyorsunuz?' dedi.
'Arabamız hasta olabilir mi? Belki de sürücümüz hasta olabilir, belki de sürücü acemidir, hani biliyor musunuz bu gün Pazar ve saat de 9, biliyorsunuz değil mi? Var mıdır bu saatte yatağında yatan acaba?'
Karşımdaki kişi şöyle bir yutkundu sonra edeplice özür diledi. Eğer dilemeseydi 'densiz' diyerek sağ aynasına bir tokat patlatıp, aynayı kapatıp arabama binecektim...Neyse gazabıma uğramadı. Bu arada ona da küçük bir ders verdim ama ücret almadım :))
Yollar bizim ortak kullanım alanımızdır, başkalarının haklarına saygılı olalım
Sadece beyler değil bu ukalalıkları yapan, çok densiz bayan sürücüler de gördüm. En başta kornaya basmanın dozunu bilmiyorlar. Hem uzun hem de herşeye kornaya basıp diğer sürücülerin antipatisini alıyorlar. Sanki kornaya basınca engel gördüğün şey buhar oluyor. Edeplice çok kısa ve seyrek korna daha kibar olmaz mı? 'Yol benim' diyenler var ya...Hadiii gel burdan yak..Tamam, buyur yol senin atla o zaman ters yola girmiş başka bir densizin önüne...Ya da yanlış yola girdiği için geri geri gelen başka bir aracın üzerine sür kendini parçalat. Trafik kuralları var ama çiğneyenler de var. O zaman demek ki kural var kalıp yok. Üzerine geleni gördün mü 'aa bu ne yapıyor' demeyeceksin, çözüm odaklı olup kaçacaksın. Sen öyleysen ben de böyleyim demeyi hiç takılmadan bileceksin. Biraz orman kanunu var bu yollarda. Ben soldan geliyorum, yol benim hızım da var çekilin yoldan deme hakkın da yok. Ya çekilemeyecek kadar acemi biri varsa solda?

Hızını her zaman durdurabileceğin ivmede tutmalısın. Arabanla bir vücut olmalısın ki her ortamda dengeli bir aktif sürücü olabilesin. Diğer sürücüler ile empati içinde olabilirseniz onların neler yapabileceğini önceden kestirebilir, aslında o arabanın içindeki de siz olursunuz. Kendinizi yolda giderken kuş bakışı görebilirseniz çevrenizdeki tüm araçların hareketlerini daha iyi algılar trafikteki hamlelerinizi kıvamında sergilersiniz.

Acemi sürücülerimde gördüğüm hatalardan birisi de yandaki araca veya yol almak için burnunu sokmuş aracın üzerine sürmeleri ve yol benim hakkım demeleri. Hayır yol senin hakkın olsa bile sen o araçtaki olabilirdin...Yol isteyen sen de olabilirdin. Sen şimdi sana davranılmasını istediğin gibi davran o yol arkadaşına. Bir araba arkadan git, ne olur, ne kaybedersin, egonu mu? Ayyy bırak kaybolsun en büyük düşmanımız egomuzdur biliyorsunuz değil mi?

sürücü kursu
Bütün sürücülerde bir de şunu farkediyorum, egoları yükseliyor, yani %80'i ego düşkünü oluyor. Ben diğer sürücülerden daha iyiyim edası ile yandaki araçları geçtikce bir yarış tamamlıyormuşcasına haz alıyorlar. Unutmamalıyız ki oyun olarak gördüğünüz bu haz alma düşkünlüğü başkalarının hayatıyla oynama hakkını vermez size. Makas atmalar, diğer araçları sıkıştırarak yol almaya çalışmalar...Rahatsız edici ve trafiğin ritmine uygun olmayan bu tür davranışlarda bulunuyorlar. Aslında bu siz değilsiniz. Safi egonuz..Siz bile kendinizi tanıyamıyorsunuz bu tür tutumlarda bulunurken. İlginç olan ise içinizdeki canavarın araç kullanırken hortlaması sizi ve diğer sürücüleri geriyor, bol ve rahat küfür edebilen bir insan oluyorsunuz.

Yoldaki diğer sürücülerin de aileleri ve bekleyenleri var. Ve onlar bizim yol arkadaşlarımız. Ortak kullanım alanımız olan yolları başkalarının hakkını da düşünürek kullansak aslında trafikte rahatlamalar olur. Önce ben diyebilen yanımızı bırakabilirsek hayatımız daha da kolaylaşacak huzurlu bir toplum olacağız, huzurlu evlatlarımız olacak.
Trafik hayatımızın küçük bir versiyonudur
Hayat yolu var bir de, trafikte gittiğimiz yolların başlangıcı ve sonu var...Bir başlangıç bir de hedef. Hedefe sağlıklı ulaşabilmek de gayemiz. Yolda arabanızla giderken çevrenizdeki diğer araçlar sizin yol arkadaşınız. Bir de hayattaki yol arkadaşlarınız var. Anne, baba, kardeş, eş, çocuk ve akrabalar, komşular...Arabanızın içindekiler, aileniz, anneniz, babanız, kardeşiniz, eşiniz. Arabanızın dışındakiler, akrabalar, komşular, arkadaşlar ve yeni tanışacağınız kişiler.

Yolda giderken yandaki arabaya bakarsanız hep o araba sizin önünüze gelecekmiş gibi olur, bir türlü onun yanından geçemez yalpa yaptırırsınız aracınıza. Fakat direkt karşıya bakarsanız daha etraflıca görür, o arabanın önünün açık olduğunu, sizin önünüze gelmesi için bir neden olmadığını farkeder ve gaza basar geçersiniz. Normal yaşantımızda da böyle değil midir? Eğer hayat denen bu yolda hedefimize giderken çevremizdeki kişilerin ne düşündüğüyle ve nasıl karşılayacağıyla ilgilenirsek hedefimize sağlıklı varamayız. Bizim doğrumuz bizimdir.

Ne arabamızın içindekilere ne de dışındakilere kitlenmeden hedefe doğru bakarsak, kilitlendiğimiz nokta hedefimiz olursa emin olun ki yolumuzda daha uyum içinde gideriz. Her iki yolda da!

Hayatınızın direksiyonu hep size ait olsun dileklerimle.