Güven denilen köprülerin yıkıldığı anlar da BAYAN olabilmek!

link

Saçı uzun aklı kısa denilir, onlar bir halt bilmez denilir. Yaşamları boyunca bir görünselerde aslında hep ikincil sayılırlar. Merhametin,aşkın,sevginin,saygının,mutlak bir sadakat ve sade bir dürüstlüğün hasreti aslında her daim içlerini bir kurt misali milim milim kemirir.

Onlar anlamaz denilir,hor gözle bakılır,çoğu zaman bir et parçası olarak görülürer. Et düşkünü kasap ruhlu heriflerin bakışları ile her gün taciz edilirler. Ve ne kadar acıdır ki bir zar içinde yuhlanıp yalnızlığın dipsiz uçurumlarına atılırlar. Oysa güvenmişler,sevmişler "işte bu adam" demişlerdir. Lakin sevdikleri adamlar değil mi onların masumiyetlerini çalanlar. En mahrem anlarda görülmek istenen bir kan damlası değil midir çoğu erkek için zafer. Ulu orta yerde, bir içki masasında meze niyetine servis edilen değil midir o özel yaşanmışlıklar. Gören,duyan sanki o kendini adam sayan insan msüvettesinin bir savaştan çıktığını sanır. Öyle bir anlatır ki bu masumiyetin bozuluşunu, kulaklarınızdan içinize lağım suları akarcasına tiksinirsiniz.

Düğüne yaklaştığında onlar bir zarı namus belasına dönüştürürler ama hiçbiri geçmişine dönüp bakmaz ki!

Acaba kaç kız güven denilen köprülerin yıkıldığı anlarda BAYAN olmanın altında ezilmiştir. Kanatları kopuk, yara bere içinde, içlerinde dinmeyen bir kin ve acıyla sıradaki köprüye basmadan önce hep düşünürler, acaba bu da yıkılacak mı diye?

Oysa bir bayan değil midir yörüngemize oturduğunda bu aciz Dünyamızı renklendiren? Oysa bir bayan değil midir çöle dönen gönlümüzde yaşam zerrecikleri dağıtan?

Oysa bir bayan da değil midir mukaddes saydığımız analarımız? Kadınlar hiçtir diyenler neden kendilerini de bu dünyaya getirenin bir kadın olduğunu hep unuturlar?

Zira onlar değil midir kalbimizin derinliklerini ateşleyen ve beynimizin uçsuz bucaksız labirentlerini gülen gözleri ile aydınlatan?

İşte bu yukarıda sayılan insanatlar yüzünden çoğu BAYAN kendi mazilerinde kendi benliklerinden oluşan bir mezarlığın çiçeklerini hergün suluyor. Her kabrin içinde güven duyup ayaklarının altında ki boşlukla kefenlenen hüzünleri,serzenişleri ve sevişleri yatar. Ölümün kendine has o soğukluğu yerine artık güvensizliğin verdiği bir iç kanama o BAYAN'ın kalbini hissizleştirir. İşte bu yüzden güvenemez, güvenmek istese de. Sevemez, sevmek istese de. Çünkü gözlerinden kalbine açılan bir pencereyi görebilseydiniz içinde sayısız dikenin olduğunu idrak edebilirdiniz. Her diken bir anı, her batış bir sevgi ve her kanama yıkılan bir güven köprüsünün kalıntıları...

Hayatımızı anlamlı kılan bayanlara hitaben...

Peki ya sizce?


0|0
1|0

Kızlar Ne Diyor 1

Erkekler Ne Diyor 0

Erkekler görüş yazmamış.

Yükleniyor...